was successfully added to your cart.

Bonn’da bugün yapılacak olan ve kısaca Conflict of interest (Çıkar çatışması) adı verilen oturumda, şimdiye kadar bütün sivil toplum kuruluşları ile eşit şartlarda müzakerelere katılmış, lobi yapmış ve hatta kendi yol haritalarını dayatmış olan fosil yakıt şirketlerine bağlı derneklerin burada olmaya devam edip etmeyeceğine karar verilecek.

Paris Anlaşmasının korunması ve uygulanabilmesi için bu oturum oldukça önemli.

Geçtiğimiz hafta Corporate Accountability International (CAI) (Uluslararası Şirket Hesap Verilebilirliği), yayınladığı raporla, yıllardır görüşmelere katılan şirket grupları ve fosil yakıt şirketlerinin lobilerini, görüşmelerin altını oymalarını ve yavaşlatmalarını değerlendirdi.

İçeriden destek: Büyük kirleticilerin lobicileri UNFCCC’nin içinde” isimli rapor CAI’nin sitesinden indirilebilir.

Paris Anlaşmasının şirketlerden korunmasının tartışılacağı oturumdan hemen önce, raporu yayınlayan CAI’den Jesse Bragg ile BINGO (Business and Industry Non-Governmental Organizations – İş ve Endüstri Sivil Toplum Kuruluşları) ve yazdıkları rapor üzerine konuştuk.

Cansu: Raporunuzun bir kısmını okudum, ilk merak ettiğim bu nasıl oldu? Nasıl görüşmelere katıldılar?

Jesse Brag: Güzel bir soru. Bir yerlerde kuralları “devlet dışı aktörler”in dahil olmasına izin verecek şekilde oluşturdular. Devlet dışı aktörler, hükümet olmayan bütün katılımcılar için kullanılan terim. Bu kuralı geliştirirken ne kadar çok insan dahil olursa o kadar iyi olur diye düşündüler. Ama bunu yaparken iklim politikalarını yavaşlatmakta durdurmakta ekonomik çıkarı olanlara karşı tedbir almadılar, esas sorun burada.

Bugün binlerce insan UNFCCC’de iklim eylemine dahil durumda ve yaklaşık 270 Şirket STK’sı var, bunlardan bazıları fosil yakıt endüstrisi tarafından finanse ediliyor. Bu örgütlerin kamu yararına çalışan kurumlarla aynı muameleyi görmesi gerekiyor mu? Aslında büyük bir soru değil.

Bonn İklim Konferansını yerinde bildiren Yeşil Gazete muhabiri Elif Cansu İlhan ve CAI’den Jesse Bragg

Cansu: Şu anda diğer STK’lar ile aynı koşullarda mı görüşmelere katılıyorlar?

Jesse: Evet, şu anda altı ya da yedi meclis var. İş dünyası, Araştırma, YOUNGO (gençlik kuruluşları), Yerel Halklar, Kadın ve Cinsiyet ve Çevre. Hepsinin aynı şeylere erişimi var ve tam olarak aynı muameleyi görüyorlar. Bu altı grubun motivasyonu sonuncusundan çok farklı(İş dünyası grubu), sonuncusu para için burada. Diğerlerinin kamu yararı, işçi hakları, çevre politikaları, genölerin hakları, kadın hakları gibi motivasyonları var. bunların hepsi kamu yararı için çalışıyor, bir tanesi hariç.

Cansu: Peki hükümetler sizce bir takım çıkarları olduğu için mi bu şirketlerin katılımına izin verdi?

Jesse: Bence endüstri, fosil yakıt şirketleri ve kirleticiler buraya dahil olmayı çok iyi başardı. UN global compact diye bir şey var, bu birleşmiş milletlerdeki büyük şirketleri insan hakları çevresinde toplayan bir anlaşma, çok az yetkisi var ama Birleşmiş Milletlere küresel politika yapıcı olarak giriş yetkisi sağlıyor. Tarafların bunu çıkar için yaptığını sanmıyorum ama bence başta bu görüşmelerin korunması gerektiğini fark edemediler.

Fosil yakıt endüstrisinin iklim değişikliğinden on yıllardır haberdar olduğunu daha yeni öğrendik, son bir iki yıl içinde fark ettik. Tarafların on yıl önce bunu fark ettiğini sanmıyorum.

Rapordan bir fotoğraf. Şu anki ABD Dıişişleri Bakanı eski Exxon yönetcisi Rex Tillerson (bize göre en solda) dahil 5 büyük foisl yakıt şirketi CEO’sunun 2010’daki Deepwater Horizon faciasına dair verdikleri ifadeden bir an.

Cansu: İçeride oldukları için UNFCCC ve COP gibi organizasyonları yanlış yönlendiriyorlar mı?

Jesse: Aslında dışarıda, ulusal seviyede bu organizasyonların pek çoğu, mesela U.S. Chamber of Commerce (Birleşik Devletler Ticaret Odası), yıllardır iklim değişikliğinin inkarı için para desteği sağlıyorlar. Amerika’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde “Junk Science” (çöp bilim) dediğimiz şeye para yatırıyorlar.

İkim değişikliğinin gerçek olmadığı, insanlarla alakası olmadığı üzerine haberler yayıyorlar, bunun yalan olduğunu biliyoruz. Ama U.S. Chamber of Commerce ve benzeri gruplar, dünyanın her yerinde milyonlarca insanı yanlış yönlendirdiler. Bu odadaki insanlar da dahil. Bence esas problem bu, dışarıda yaptıkları ve yaptıklarını söyledikleri. Aynı anda hem dünya çapında ilkim politikalarının zayflatıp hem buraya gelip desteklediğini söyleyemezsin. Bunların ikisini birden yapamazsın. Ve çok açık ki bu grupların çoğu iklim politikası ile ilgilenmiyor. Onların ilgi alanı Exxon, Chevron, BP, Shell gibi üyelerinin çıkarları.

Cansu: Exxon’un eski CEO’sunun şimdi Trump’la çalışıyor olması sizce bu duruma etki edecek mi?

Jesse: Evet, Rex Tilerson şimdi Amerika Dışişleri Bakanı, bence bunun bize Amerika ile ilgili anlattığı şey, kalsalar da gitseler de fosil yakıt şirketlerinin çıkarlarını temsil ediyorlar. Bu süreç içinde kalmak isteeseler de ayrılsalar da ilkim eylemindeki diğer taraflar, diğer hükümetler Amerika’nın bizi yavaşlatmasına izin vermemeli.

Cansu: İzin verecekler mi sizce?

Jesse: Bence taraflar Amerika Hükümeti’nin kimi temsil ettiğini fark edecek. Amerika halkını temsil etmiyorlar, Amerika Halkı, Paris Anlaşmasını destekliyor, iklim değişikliğine inanıyor. Eğer Paris Anlaşmasından ayrılmazlarsa, fosil yakıt şirketlerinin çıkarı için süreci yavaşlatmaya çalışacaklar. Taraflar bunu anladığı sürece Amerika olmadan devam edeceklerini düşünüyorum .

Daha sonra Amerika’da yeni bir yönetim başa geldiğinde tekrar Paris Anlaşmasına dönmelerini nasıl sağlayacağımız konusunda konuşabiliriz, eğer Trump ayrılırsa. Ama umarım Amerika’yı anlaşmada tutabiliriz. Esas nokta anlaşmanın zayıflamasına izin vermemeiliyiz.

Cansu: Peki BINGO’lar içeride ne yapıyor, ne diyorlar?

Jesse: İçeride delegelerle ne konuştuklarını bilmemiz çok zor, çünkü şu an yaptığımız gibi özel konuşmalar oluyor. Ama bu grupların dünnya genelinde iklim politikasını durdurmak istediğini biliyoruz. Pek çoğu daha bu görüşmeler başlamadan delegeler ve hükmetlere lobi yapıyor, esas problem bu.

Ayrıca müzakerelere de giriş izinleri var, delegeleri ve hükümetleri müzakerelerde de etkilemeye çalışıyorlar. Bence en büyük problemlerden biri kendilerini çözümün bir parçası olarak gösteriyorlar. Örneğin World Coal Association (Dünya Kömür Birliği), olarak dünyanın en büyük kömür şirketlerini temsil ediyor, ki bunun da UNFCCC için akreditasyonu var. WCA çözümün bir parçası gibi davranıyor, iklim eylemini destekliyor gibi. Bunun aynı zamanda kömür endüstrisinin çıkarlarını korudukları için imkansız olduğunu biliyoruz.. Onların burada olmalarına izin vermek, bir açıdan imajlarını “greenwash” ediyor (Greenwash: Bir şirketin çevresel sorumluluğa sahip olduğu imajını vurgulamak amacıyla yaydığı yanlış bilgi).

Halka ilişkilerde ve PR çalışmalarında çözümün parçasıymış gibi davranmalarına izin veriyor ve bu adil değil.

Cansu: Yarınki oturumda onları dışarı atmayı başarabilecek miyiz? (CAI’nin “büyük kirleticileri dışarı tekmeleyin” (Kick big poluters out of the climate policy) adında oldukça ilgi gören bir imza kampanyası var.)

Jesse: Yarın süreç için sadece başlangıç. Yarın bir oturum var, bunda tartışılacak sorunlardan biri bu “çıkar çatışması” olacak, tartışılacak başka konular da var. Bu tartışma sonucunda UNFCCC sekreterliği bu konuda bir rapor hazırlayacak, bu rapor da taraflardan oluşan kçük bir grup tarafından değerlendirilecek.

Yani sonuç, raporda ne yazacağına ve tarafların neye odaklancağına bağlı. Umudumuz bir şekilde tarafların politikalarını çıkar çatışmasını fark ederek oluşturmaları yönünde. Ama şimdi sonucu kestirmek için çok erken.

Cansu: Eklemek istediğin bir şey var mı?

Jesse: Bir STK rozetin var sanırım? Evet o rozetle oturuma katılabilirsin. Bence yarınki oturuma gelmelisin. Yarın göreceğimiz şeylerden biri şirket grupları kendi rollerini savunacak. Maaşlarını kimin verdiğini biliyoruz değil mi? Yani burada olmalarını savunmalarını izlemek gerçekten ilginç olacak. Şimdilik başka bir şey yok. Yarın neler olacak göreceğiz.

Jesse ile bgünkü oturumda görüşmek üzere ayrıldık. Kendisine Türkçe olsa da yazıyı gönderme sözü de verdim.

__

Originally published in  Yeşil Gazete

Elif Cansu Ilhan

About Elif Cansu Ilhan

Elif Cansu İlhan is a pahrmacist in Turkey and an activist. She is also doing volunteer works for environmental organisations and writes regularly about climate and environmental issues.